HİZMETLERİMİZ

AİLE EĞİTİMİ VE DANIŞMANLIĞI
AİLE EĞİTİMİ VE DANIŞMANLIĞI

Çocukların gelişiminde en önemli rolü aileler oynamaktadır. Öncelikle genetik aktarım yoluyla çocuğun gelişimsel olarak ilerleyebileceği üst sınırları belirleyen aile, ardından biyolojik olarak çocuğun gelişimini takip etmektedir.

Detaylar

Henüz gebelik döneminde ebeveynler çocuğun nasıl gelişmesi gerektiğini birçok kaynaktan takip etmeye başlarlar ve böylece kendi bebeklerinin gelişimleri takip etmeye çalışırlar. Bu davranış bize gelişimsel süreçlerin takip edilebilmesi için eğitimin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Bebeğin gelişimini etkin şekilde takip edebilmek, aksamaları fark edebilecek kadar eğitimli olmayı gerektirmektedir.

 

Bu noktada ailelerin öncelikle gelişimi genetik olarak, ardından da gelişimsel gerilikleri saptayabilmek anlamında rolünün ne denli büyük olduğu görülmektedir. Gelişimsel aksaklık veya duraklamalarda ailenin erken fark etmesi ve özel eğitim desteğine erken başvurması çocukların ilerleyeceği yolu büyük oranda kolaylaştırmakta ve hızlandırmaktadır.

 

Gelişimsel geriliğin saptanmasının ardından, çocuğun eğitiminde nasıl ilerleneceği, eğitim sürecinin takibi ve desteklenebilmesi adına en önemli yardımcı; çocuğun tüm gününü geçirdiği ailesi olmaktadır. Bu noktada ailenin eğitiminin önemi gözle görülür olmaktadır.

 

Kurumumuzda aile eğitimleri: ailenin bilgilendirilmesi yoluyla eğitsel anlamda sürdürüldüğü gibi, psikolojik anlamda ebeveynlerin kişisel yatırımları, aile içi yatırımları ve çocukların gelişimsel süreçleri ile ilgili ayrıntılı bilgi sahibi olabilmeleri sağlayacak şekilde planlanmakta ve sürdürülmektedir.

BİREYSEL EĞİTİMLER
BİREYSEL EĞİTİMLER

Özel eğitim ihtiyacı olan yetersizliği olan birey için hazırlanmış olan Bireyselleştirilmiş Eğitim Programının (BEP) esas alındığı ve bire bir yapılması gereken ve 40 dakikası eğitim 5 dakikası aile bilgilendirmesi olmak üzere bir seansı toplam 45 dakika süren eğitim sistemidir.

Detaylar

Öncelikle alanında uzman eğitimci kadromuz tarafından öğrencinin BEP’ i oluşturulmaktadır.  Daha sonra öğrenci için belirlenen hedef kazanımların içeriğinin yer aldığı Bireyselleştirilmiş Öğretim Programı (BÖP) oluşturulur.

 

Bireysel Öğretim Programı (BÖP), içinde öğretilecek becerinin veya kavramın ne kadar sürede çalışılacağı, hangi yöntem ve tekniklerin kullanılacağı, hangi araç gereçlere ihtiyaç olduğu ve hangi pekiştireçlerin kullanılacağı gibi birçok bilgiye yer vererek ayrıntılı bir şekilde hazırlanır ve Bireysel Eğitimin temelini oluşturur.

 

Kurumumuzda tüm öğrencilerimizin gelişimsel ve eğitimsel olarak değerlendirmesi sonucunda Bireyselleştirilmiş Eğitim Programının (BEP) ve Bireyselleştirilmiş Öğretim Programı (BÖP) oluşturularak Bireysel Eğitimlerimiz, uygun araç gereçlerin bulunduğu, ailelerin yapılan çalışmaları izleyebilmeleri için oluşturulmuş sistemlerin yer aldığı bireysel eğitim odalarında uzman eğitim personelimiz tarafından verilmektedir.

GRUP EĞİTİMLERİ
GRUP EĞİTİMLERİ

Öğrencilerin eğitim aldıkları destek eğitim programları, yetersizliğinin niteliği ve derecesi, yetersizliği olan bireyin takvim yaşı ve gelişim özellikleri ile destek eğitim programında yer alan modülleri dikkate alınarak birden fazla bireyden oluşturularak yapılan eğitim sistemidir.

Detaylar

Kurumumuzda öğrencilerin yaş, yetersizlik türleri ile grup eğitimine başlayacağı dönemdeki var olan performans düzeyi dikkate alınarak grup eğitimleri oluşturulmaktadır. 40 dakikası eğitim beş dakikası aile bilgilendirmesi olmak üzere bir seansı toplam 45 dakika süren grup eğitimi en fazla altı öğrenci olacak şekilde planlanmaktadır.

 

Kurumumuzda gruplarımız Erken Çocukluk Dönemi, Okul Çağı ve Okul Sonrası Grup Eğitimleri olmak üzere 3 kategoride planlanıp, çocuğun yaşıtları ile birlikte iletişim kurmasını, bireysel eğitimde kazandığı davranışları genellemesini, grup kurallarına uymasını, grup oyunlarına katılmasını, diğer çocukların varlığına alışabilmesini, akranları ile paylaşma, yardımlaşma ve işbirliği içinde olmasını, iletişim açısından grup içerisinde kendini doğru ve yerinde ifade etmesini, ortak ilgi, ortak oyun, sıra alma becerilerini geliştirmesini, verilen yönergeleri grupla birlikte alarak uygulamasını, uyum ve davranış problemlerini kontrol edebilmesi amacıyla yapılmaktadır.

 

Erken çocukluk dönemi grup eğitimleri öğrencilerin anaokulu dönemlerindeki kaynaştırma eğitimlerine hazırlamak ve destek olmak adına günlük yaşam becerilerinden, motor becerilere kadar, kavram becerilerinden sosyal becerilere kadar birçok becerinin çalışıldığı ve öğrencilerin bireysel eğitimlerini destekleyen grup eğitimleridir.

 

Okul çağı grup eğitimleri ise, okula giden veya yaşı gereği okul çağında olan öğrencilerimizin okul eğitimlerini desteklemek amaçlı ağırlıklı olarak akademik ve sosyal becerilerin çalışıldığı ve öğrencilerin bireysel eğitimlerini destekleyen grup eğitimleridir.

 

Okul sonrası dönemi grup eğitimleri ise sosyal becerilerin, iş yaşam becerilerinin, toplumsal uyum ve günlük yaşam becerilerinin çalışıldığı ve yetişkin bireylerin bağımsız yaşama aktif katılımlarını sağlamak için yapılan ve bireylerin bireysel eğitimlerini destekleyen grup eğitimleridir.

DİL VE
KONUŞMA GÜÇLÜĞÜ
DİL VE
KONUŞMA GÜÇLÜĞÜ

Çocuğun konuşması yaşından beklenenden çok geri ya da konuşma gelişimi açısından beklenenden yavaşsa, o çocuğun konuşması gecikmiş konuşma olarak adlandırılır.

Detaylar

Gecikmiş Dil ve Konuşma Bozuklukları

Normal gelişim gösteren bir çocuğun 12-18 ay arasında ilk kelimeleri kullanmaya başlaması, 24. aydan itibaren cümle düzeyinde konuşması beklenir. 24. ayda ünlü seslerin tamamının, 4.yılda da ünsüz seslerin tamamının çıkması gerekir. Bir çocuğun 3 yaşına gelmiş olmasına rağmen cümle kuramıyor olması durumunda bir dil ve konuşma terapisti tarafından bir an önce değerlendirilmesi gerekir.

 

Nedenleri: Dil pek çok alt bileşenden oluşan karmaşık bir sistemdir. Bu alt bileşenlerin bir ya da birkaçının etkilenmesiyle gelişimsel dil bozuklukları görülebilir. Etkilenen alt bileşenlerin neler olduğuna göre, çocuktaki dil özellikleri de değişkenlik göstermektedir.

 

Gecikmiş dil ve konuşma bozukluklarının nedenleri arasında ailede gecikmiş dil öyküsü, zeka geriliği, kranyofasiyal anomaliler, yarık dudak damak, otizm, çevresel koşullar, prematüre doğum, kromozom anamolileri, motor gelişim geriliği, işitme kayıpları, genetik bozukluklar, uyaranların az olması, anne-babanın tutum sayılabilir. Bunlar veya bunlara benzer herhangi bir sebebe bağlanamayan gecikmiş konuşma vakaları ‘Özgül Dil Bozuklukları’ olarak adlandırılmaktadır.

 

Terapi: Gecikmiş dil ve konuşma bozukluklarının terapisinde ilk olan çocukta görülen dilsel geriliğin nedenin belirlenmesidir. Bunun için dil gelişimini ölçen standardize testler (TEDİL), gelişim envanterleri ve aile görüşmesinden alınan bilgilere ihtiyaç duyulur. Tanılama sürecinin devamında çocuğun eksiklikleri, yetersiz olduğu belirlenen becerilerin gelişimsel edinim sırası ve çocuğun bireysel ihtiyaçları göz önünde bulundurularak geliştirilecek bir terapi programı ile çalışılır.

 

Artikülasyon Bozuklukları

Artikülasyon, konuşmada yer alan çeşitli organların düzenli ve birbiri ardına belli bir dizgeye uygun olarak gerçekleştirdiği hareketler sonucunda konuşma sesi birimlerinin şekillendirilmesidir. Ağız boşluğunda yer alan yumuşak damak, küçük dil, dil, dişler, dudaklar ve çene seslerin şekillenmesini sağlayarak artikülasyonu oluşturmada görev alır.

 

Artikülâsyon (sesletim) konuşma seslerinin motor üretimi anlamına gelmektedir. Artikülâsyon sorunları kişinin belli sesleri üretmede güçlük yaşaması veya yanlış üretmesidir.

 

Nedenleri: Artikülasyon problemleri konuşma seslerinin şekillendirilmesini sağlayan organlardaki herhangi bir anatomik-fizyolojik yetersizliğe bağlı olarak ortaya çıkabileceği gibi bir yetersizliğe bağlı olmaksızın yanlış öğrenme sebebiyle de görülebilir. Ayrıca işitme veya zeka engeline bağlı olarak da artikülasyon sorunları yaşanabilir. Artikülasyon sorunları sıklıkla çocukluk çağında görülür. Ancak müdahale edilmeyen durumlarda bu sorunların yetişkinlik dönemine sarkması söz konusu olabilir.

 

Fonolojik Bozukluklar

Fonoloji, bir dilde kullanılan konuşma sesleri ve bu seslerin birleştirilmesine dair kuralları içerir. Bir dildeki en küçük ses birimlerine “fonem” adı verilir ve fonemler bir dilde anlam değişmesine neden olan en küçük birimlerdir. Örneğin “yok” sözcüğünde /y/, /o/ ve /k/ olmak üzere 3 adet fonem bulunmaktadır. Bu kuralların yaşa uygun bir şekilde edinilememiş olması fonolojik bozukluktur.

 

Fonolojik bozukluğu olan çocuklarda çeşitli konuşma seslerinin düşürülmesi, yer değiştirilmesi, sözcük öbeklerinin karışması ya da hatalı kullanımı görülmektedir. Aynı zamanda, heceler ve sözcükler içindeki seslerde de hatalar içerir. Bu probleme sahip çocukların konuşmasındaki hatalar tutarsızlık gösterebilir bir kelimede bir sesi üretirken bir başka kelimede aynı sesi yanlış üretebilir. Bu nedenle fonolojik bozukluğu olan çocukların konuşmasının anlaşılması son derece güçtür. Fonolojik bozukluklar artikülasyon problemleri ile birlikte görülebileceği gibi tek başına da görülebilirler.

 

Terapi: Artikülasyon ve fonolojik bozukluğu olan çocukların tedavisinde öncelikli olarak dil ve konuşma terapisti tarafından uygulanan standardize testler (SST, AAT) ve yapılan değerlendirme sonucunda bireyin sesletemediği konuşma sesleri tespit edilir. Bunu takiben problemine yönelik uygun terapi programı geliştirir.

 

Kekemelik

Kekemelik bir konuşma akıcılığı bozukluğudur. Bireyin istemsiz olarak  bir sesi heceyi, ya da sözcüğü tekrarlaması (a-a-alo, evet-evet), sesleri uzatması (mmmmmasa), kimi sesleri üretirken zorluk çekmesi (Bb-enim adım…) ya da konuşma sırasında duraklaması biçiminde görülebilir.

 

Nedenleri: Günümüzde kekemeliğin nedenlerine dair ileri sürülmüş pek çok farklı kuram vardır. Ancak bunların hiçbiri net bir şekilde kekemeliğin nedenini ortaya koyamamıştır. Kekemelik herhangi bir fiziksel yetersizlikten kaynaklanmaz. Sanılanın aksine, kaza, korku, şok gibi duygusal problemlerden dolayı da ortaya çıkmaz. Kekemeliğin nedeninin psikolojik olmadığı bilimsel olarak kabul edilen bir gerçektir. Ancak buna karşın halen kekemeliğin nedeni kesin olarak ortaya konulamamıştır.

 

Terapi: Kekemelik uygun terapilerle kontrol altına alınabilir. Kekemelik terapisinde temel amacımız kişiye, kendi kekemelik özelliklerine uygun teknikler öğreterek kekemeliğin kontrol altına almasıdır. Kekemelik terapi programı erken dönem ve yetişkinler için olmak üzere iki grupta yapılmaktadır.

 

Otizme Bağlı Dil ve Konuşma Bozuklukları

Otizm, sosyal becerilerde ve iletişimde sorunlara da neden olabilen nöro-gelişimsel bir spektrum bozukluğudur. Otizmde karşılaşılan sorunlardan en önemlisi sosyal iletişim problemleridir. Sosyal iletişimi en etkili gerçekleştirmenin yolu sözel ve sözel olmayan biçimleriyle dili kullanmaktır. Dili başkalarını anlamak ve kendimizi anlatmak için kullanırken dilin ses sistemi, dilbilgisi sistemini bilmemiz gerektiği kadar, dili nerde, ne zaman, kime, nasıl kullanacağımızı belirleyen sosyal boyutunu da öğrenmemiz önemlidir. Dil-konuşmanın, sosyal etkileşime girmenin de en temel unsuru olduğu göz önüne alındığında dil ve konuşma terapisinin önemi ve gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Otizme bağlı dil ve konuşma bozukluklarında yürütülen terapilerin sık aralıklarla ve özel eğitim çalışmalarıyla birlikte yürütülmesi terapinin etkililiği açısından önemlidir.

 

Dudak-Damak Yarıklıklarına Bağlı Dil ve Konuşma Bozuklukları

Dudak-damak yarığı bozukluğu, damak ve dudak yapılarını oluşturan dokuların hamilelik sürecinde oluşan bir bozukluk sonucunda tam olarak örtüşmemesinden kaynaklanır. Çocuk doğar doğmaz fark edilir. Dudak ve damak yarıkları toplumda yaklaşık 1/700 oranında konjenital (doğuştan) olarak görülen ve en sık rastlanan baş-yüz (kranyofasyal) anomalisidir.

 

Terapi: Dudak damak yarıklı çocukların terapisine başlamadan önce uygulanan standardize testler ve yapılan değerlendirme sonucunda bireyin sesletemediği konuşma sesleri tespit edilir. Bunu takiben ihtiyacına yönelik uygun terapi programı geliştirir.

 

Edinilmiş Dil Bozuklukları (Afazi)

Afazi beyin hasarı sonucu ortaya çıkan edinilmiş bir dil bozukluğudur. Önceden dil becerileri normal olan kişilerin beynindeki konuşma merkezlerinde meydana gelen hasar sonucunda konuşma, konuşulanı anlama, kavramları adlandırma, söyleneni tekrarlama, okuma ve yazma becerileri kısmen ya da tamamen kaybolur. Afazi başlıca “akıcı” ve “tutuk” olmak üzere iki temel gruba ayrılır. Ancak bu sınıflandırmalar kişinin durumunu kaba hatlarıyla çizebilmektedir. Her afazili bireyin kendi durumuna özgü özellikleri vardır.

 

Nedenleri: Afazi; beyin damarlarındaki tıkanma, beyin kanaması, kafa travması, beyin tümörü ve enfeksiyon hastalıkları sebebiyle ortaya çıkabilir.

 

Terapi: Afazi müdahalesinde afaziye sebep olan beyin krizini takip eden ilk 6-24 ay son derece kritiktir. Bu dönemde uygulanacak terapi etkinlikleri azami verim sağlamaktadır.  Afazi terapisinde hangi dil alanlarının ne derece hasarlandığını doğru olarak teşhis etmek için afazili bireylerin tanılanması amacıyla geliştirilmiş standardize testler kullanılmaktadır (ADD). Ayırıcı tanının  konulması ve afazi türünün belirlenmesini takiben gerekli müdahale etkinlikleri dil ve konuşma terapisti tarafından belirlenip bir program çerçevesinde uygulanır.

 

İşitme Sorununa Bağlı Dil ve Konuşma Bozuklukları

Dilin öğrenilmesi ve konuşma becerilerinin gelişmesi açısından işitmenin önemi yadsınamaz. İşitme duyusundaki problemler, dil ve konuşma gelişiminde sorunlara yol açabilir. İşitme kaybı olan çocuklarda alıcı ve ifade edici dil becerilerinde gecikmeler olur. Dil becerilerindeki bozukluk, öğrenme problemlerin ve özellikle okuma ve matematik becerilerinde bozulmalara yol açar. İşitme kaybı olan çocuklarda kelime haznesi normal işiten çocuklara göre daha yavaş gelişir. İşitme kayıplı çocuklar normal işiten çocuklara göre daha kısa ve basit cümleleri anlar ve ifade ederler. İletişimde çekilen güçlükler sosyal ilişkilerde de problemlere yol açabilir. İşitme kayıplı çocukların rehabilitasyonunda multidisipliner bir yaklaşım izlenmelidir.

 

Motor Konuşma Bozuklukları

Konuşma; ses, işitme, ağız-yüz düzeneği kullanılarak gelişen; kompleks bir nöral entegrasyon ve pek çok fizyolojik sistemin hızlı koordinasyonunu gerektiren duyusal ve motor bir süreçtir. Konuşmanın solunum, sesleme, rezonans, sesletim ve prosodi bileşenlerinden bir veya birkaçını etkileyen bir nöromotor sorunu ile ortaya çıkan konuşma bozuklukları motor konuşma bozuklukları olarak adlandırılmaktadır. Dizartri ve apraksi olmak üzere iki tip motor konuşma bozukluğu bulunmaktadır.

 

Dizartri, konuşma kaslarının güç ve kontrolüyle ilgili sorunların yaşandığı bir motor konuşma sorunudur. Değişik sinir ve kas hastalıklarına bağlı olarak konuşma organlarında (gırtlak, dudaklar, dil, damak ve çene) açığa çıkan güçsüzlük ya da koordinasyon bozukluğu sonucunda ortaya çıkar. Dizartri solunum, fonasyon, artikülasyon, rezonans ve prosodi gibi tüm konuşma bileşenlerini etkileyebilir. Dizartrik konuşma nefesli, birbiri içine geçmiş, genizsi, bozuk ritimli, ses şiddetinin kontrolsüz ya da sesin sert olması şeklinde kendini gösterebilir. Çocuklarda bunun hem edinsel hem de doğumsal birçok nedeni vardır. Dizartriler beyne ya da konuşma organlarına ait doğumsal anomalilere bağlı olabileceği gibi doğum öncesi hasarlara bağlı olarak da ortaya çıkar. Ayrıca beyin felci, kafa yaralanmaları, tümörler, beyin cerrahisi girişimleri veya sitotoksik ilaç kullanımı sonrası görülebilir. Dizartri türleri flasid, spastik, ataksik, hipokinetik, hiperkinetik, tek taraflı üst motor nöron dizartrisi ve karma (mikst) dizartrilerdir. Her birinde farklı konuşma özellikleri gözlenir.

 

Apraksi, motor becerileri etkileyecek herhangi bir güçsüzlük olmadan, beceri gerektiren hareketlerin yapılamamasıdır. Apraksi, her biri farklı bir yetinin yapılamamasını tanımlayan çeşitli adlarla anılır. Bunlardan bazıları; konuşma apraksisi, bukkofasiyal apraksi, idyomotor apraksi, ideasyonal apraksi, limb apraksi (uzuvlara–genellikle el kullanımına ilişkin), oral apraksi’dir.

ERGOTERAPİ VE DUYU BÜTÜNLEME
ERGOTERAPİ VE DUYU BÜTÜNLEME

Kişilerin günlük yaşamdaki bağımsızlığını ve yaşam rollerini iş, uğraşı ve aktivite edindirilerek yaşam kalitesini artırmayı amaçlayan terapi ve rehabilitasyon programıdır. Ergoterapinin temel amacı kişilerin günlük yaşam aktivitelerine katılımını sağlamaktır.

Detaylar

Ergoterapistler kişi ve toplulukların  istedikleri, ihtiyaç duydukları veya kendilerinden beklenen aktiviteleri yapabilme becerilerini geliştirerek veya aktiviteyi ya da çevreyi kişilerin katılımını  daha iyi sağlayabilecek şekilde düzenleyerek  bu amaca  ulaşırlar. Bu nedenle ergoterapi toplumsal katılımı artırmak için kişi, aktivite, çevre veya bunların bazılarının  veya hepsinin düzenlenmesi  ile  kişilerin yeterliğini artırmaya odaklanır. Örneğin; yataktan tekerlekli sandalyeye geçiş yöntemlerinin hastaya anlatılması, el kavraması olmayan kişiler için sapları değiştirilmiş çatal-bıçak, iş yerlerinde bel ve boyun sağlığını ve meslek yaralanmalarını önleyici doğru duruş hareket alışkanlıkları, duyusal bozukluklarda duyu bütünleme terapisi ergoterapi çalışma alanına girer. Ergoterapi; kişinin ruhsal, fiziksel, duygusal ve bilişsel yönlerini dikkate alır.

 

Ergoterapinin İlgi Alanları

Psikiyatrik Rehabilitasyon

El Rehabilitasyonu

Mesleki Rehabilitasyon

Toplum Temelli Rehabilitasyon

Onkolojik Rehabilitasyon

Kognitif Rehabilitasyon

Engelli Bireyler

Yardımcı Teknoloji

Geriatrik Rehabilitasyon

Nörolojik Rehabilitasyon

Pediatrik Rehabilitasyon

LGBTİ Bireyler

Mülteciler

 

Pediatrik Ergoterapi Alanında Çalışmalar Yapan Ergoterapistler Neyi Hedefliyorlar?

Çocuğun günlük yaşam aktivitelerini bağımsız gerçekleştirmesini hedefleyen ergoterapistler, çocuğun bilişsel, öğrenme, sosyal katılım, akran ilişkisi gibi  durumlarını da  geliştirmeyi  hedefler. Ergoterapistlerin pediatri alanında yaptığı bazı müdahaleler şunlardır;

 

1. Duyu Bütünleme Terapisi,

2. Davranış becerilerinin geliştirilmesi,

3. Sosyal becerilerin geliştirilmesi,

4. Kaba ve ince motor becerilerin geliştirilmesi

5. Bilişsel becerilerin geliştirilmesi

6. Günlük yaşam aktivitelerini yönetebilme durumu

7. Dil becerilenin geliştirilmesi

 

Ergoterapistler bireye özgü terapi planı oluşturur. Bireyin değerlendirme sonuçlarını, hoşlandığı aktiviteleri, sevdiği rengi vs. göze alarak kişi merkezli çalışır. Ergoterapistler, danışanlarının ev ve okul ortamında ve aile ortamında işlevsel olmaları için gerekli becerileri teşvik etmek, korumak ve geliştirmek için çalışırlar. Hayata aktif katılıma teşvik ederler:

 

* Öğrenme,

* Benlik saygısı,

* Özgüven,

* Bağımsızlık,

* Sosyal etkileşim

 

Bunlarla birlikte , en önemli rol çocuğun duyusal işleme bozukluklarını değerlendirmek ve hedeflemektir. Çocukların öğrenme engelinin kaldırılmasını ve daha regüle bir yaşam sürmesini hedeflemektedir.

 

ERGOTERAPİ ve DUYU BÜTÜNLEME

Ergoterapist Amerikalı Doktor J. Ayres tarafından uygulamaya konulmuş, özellikle otizm başta olmak üzere birçok duyusal bozukluğun çözümünde önemli bir rol üstlenen terapi yöntemidir.

 

Duyu bütünleme terapisi doğrudan merkezi sinir sistemine etki ettiğinden sinir sisteminin gelişiminin ve beyin gelişiminin oluşmasını sağlayan nöroplastisite gelişimini ve adaptasyonunu sağlayan nörolojik bir işlemdir.

 

Duyu Bütünleme Bozukluğu Nedir?

Ergoterapistler klinik ortamda 8 duyu sistemi üzerinde çalışırlar. Bu sistemler ;

 

* Vestibüler (denge)  Duyu: Beyincik ve iç kulakta yer alır. Yer çekimiyle bağlantılı olarak, vücudumuzun alan içerisinde nerede olduğunu, hızını, yönünü ve hareketini algılamamızı sağlar.

* Proprioseptif (Vücut Farkındalığı) Duyu: Kaslarda ve eklemlerde yer alır ve vücudumuzun nerede olduğunu söyler. Bununla birlikte vücut parçalarının nerede olduğu ve nasıl hareket ettiklerine ilişkin bilgi verir.

* İnteroseptif Duyu: İç organlarımızdan gelen hisle alakalıdır. Acıkma, susamışlık hissi, tuvaletinin geldiğini hissetme, uykunun geldiğini hissetme gibi günlük yaşamdaki birçok hayatsal faaliyetin anlamlandırılmasını sağlar. Hisse uygun cevabı çıkarmak için harekete geçilmesini ister.

* Taktil Duyu (Dokunma): Deri vücudumuzu kaplayan en büyük organdır. Basınç, ağrı, soğuk-sıcak hissi ayırt etmek bu duyu ile mümkündür. Bebeklerin annelerini tanımasına yardımcı en önemli duyu sistemlerinden biridir. Bulunduğumuz ortamı ve çevremizi algılamamızda, buna uygun tepkiler geliştirmemizde yardımcı olur.

* Tat Duyusu: Tatlı, ekşi, acı ve tuzlu gibi farklı tatları algılamamız sağlar.

* Koku Duyusu: Çevremizdeki kokular hakkında bilgi verir.

* İşitme Duyusu: Çevreden gelen seslerin anlamlandırılmasıyla ilgilidir.

* Görme Duyusu: Işık ile aktif hale gelir. Gözümüz ile nesneleri, insanları ve çevreyi daha iyi anlamlandırır ve ayırt ederiz.

 

Bütün bu uyarılara tepkisi normalin üstünde ya da altında gözlemleniyorsa veya duyusal uyaran arayışı içinde olmakla gözlemleniyorsa duyusal bozukluk probleminin varlığından söz edebiliriz.

 

Normal  duyusal süreçte, kişi kendi vücudundan gelen uyarılarla çevreden gelen uyarıları doğru bir şekilde algılar ve buna uygun bir davranış ya da buna uygun motor hareket çıktısı planlayıp dışa vurabilir. Normal duyusal sürecin bu aşamalarından herhangi birinde sorun yaşayan çocuklar, duyu bütünleme terapisine ihtiyaç duyarlar. Çünkü öğrenmenin temelinde duyu-motor gelişim yer almaktadır. Nöroplastite gelişimi duyu bütünleme terapisi ve ergoterapi ile sağlanmktadır.

 

Ergoterapinin Terapi Yöntemlerinden Biri Olan Duyu Bütünleme Terapisinin Kullanıldığı Gruplar;

* Duyu Bütünleme Bozukluğu,

* Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB),

* Öğrenme Güçlükleri,

* Davranış Bozuklukları,

* Otizm,

* Serebral palsi,

* Down Sendromu,

* Gelişimsel gerilikler,

* İnce ve kaba motor fonksiyon bozukluğu,

* Zihinsel engeller,

* Psikososyal bozukluklar gibi,

 

Birçok durumda Ergoterapistlerin kullanmış olduğu terapi yöntemlerinden biri olan duyu bütünleme terapisinden ve birçok Ergoterapi terapi yöntemlerinden faydalanılabilir.

FİZYOTERAPİ
FİZYOTERAPİ

Pediatrik rehabilitasyon; çocuklarda doğum öncesi, doğum sırası ya da doğum sonrası nedenlerle oluşabilen fiziksel, mental, duyusal-algısal veya kognitif bozuklukların meydana getirdiği engel ve kısıtlılık durumlarında tanı ve tedaviyi kapsayan bütüncül bir yaklaşımdır.

Detaylar

Pediatrik Rehabilitasyondaki Amacımız Nedir?

Pediatrik rehabilitasyondaki amacımız; özel gereksinimli çocuklarımızın anatomik, fizyolojik, mental ve çevresel kısıtlılıkları içerisinde mümkün olabilen en üst fonksiyonel ve psiko-sosyal bağımsızlığa ulaşmasını sağlamak, engelleri minimuma indirmek, maksimum beceriyle büyümesine ve gelişmesine yardım etmektir.

 

Pediatrik Fizyoterapistler Ne Yapar?

Pediatrik fizyoterapistler, fizyoterapi uygulamaları dahilinde pediatrik gruptaki motor ve duyusal bozuklukların normalleştirilmesi, postürün düzeltilmesi, kas tonusunun regüle edilmesi, düzeltme-denge-koruyucu reaksiyonların geliştirilmesi, ambulasyonun sağlanması, normal motor gelişimin desteklenmesi, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığın ve hareket kalitesinin artırılması, oluşabilecek her türlü fiziksel bozuklukların da önlenmesinde görev almaktadırlar.

 

Pediatrik Rehabilitasyonun Yaygın Olarak Uygulandığı Durumlar Nelerdir?

Serebral Palsi: Doğum öncesi, sırası veya sonrasında henüz gelişimini tamamlamamış beyinde(immatür)  farklı sebeplerle meydana gelen kalıcı fakat ilerleyici olmayan bozukluktur. Santral sinir sisteminde meydana gelen bu defisit sonucu kas tonusu, postür ve hareket bozukluğunun yanı sıra mental, duyu-algı, iletişim, işitme, görme, konuşma, nöbetler ve davranış bozuklukları da görülebilir. Eğer erken dönemde fizyoterapiye başlanmazsa tüm bu sebeplere bağlı olarak ikincil ortopedik problemler ( kas zayıflıkları, eklem kontraktürleri, kas iskelet sistemine ait deformiteler, postürde asimetri vb.) görülmektedir.

 

Nöromusküler Hastalıklar : Kalıtımsal veya sonradan kazanılan ön boynuz motor nöron hücreleri, periferik sinirler, nörümusküler kavşak veya kastaki herhangi bir anormalliğin sebep olduğu heterojen bir grup hastalıktır. Kasın kendisinden kaynaklanan problemlerde DMD (Duchenne Musküler Distrofi), BMD, KMD, LGMD, TSHMD gibi musküler distrofiler görülürken; ön boynuz motor nöron etkilenimine bağlı olarak SMA (Spinal Musküler Atrofi),  periferik sinir etkilenimine bağlı olarak da CMT (Charcot Marie Tooth) görülür. Bulgular genelde aynıdır; yaygın olarak kas zayıflıkları, atrofiler, hipotoni, eklem limitasyonları, DTR kaybı, yorgunluk, ilerleyen zamanlarda da skolyoz ve pulmoner problemler görülmektedir. Bu semptomların doğum sonrası, erken çocukluk dönemi veya erişkin dönemde gözlenmesine göre farklı rehabilitasyon yaklaşımları uygulanmaktadır.

 

Obstetrik Brachial Pleksus Paralizisi (OBPP): Doğum sırasında brakial pleksusun zedelenmesine bağlı olarak gelişen, üst ekstremitenin değişik düzeylerinde farklı derecede felçleri ve buna bağlı ikincil problemleri içeren flask paralizi tablosudur. İlerleyen dönemlerde kas kısalıkları, eklem kontraktürleri ve hareket limitasyonları gibi problemlere yol açar. OBPP yaralanmalarında erken rehabilitasyon normal eklem hareketleri, normal motor gelişim, baş-boyun simetrisi ve omuz kuşağı düzgünlüğü açısından çok önemlidir.

 

Konjenital Musküler Tortikollis (KMT):  Sternokleidomastoid (SKM) kasının tek taraflı kısalması başın aynı tarafa yana bükülmesine ve karşı taraftaki omza doğru dönmesine sebep olur. Çeşitli fizyoterapi yaklaşımlarıyla erken dönemde çözüme kavuşturulabilmektedir.

 

Down Sendromu: Genetik farklılık sonucu ortaya çıkan bir durumdur. 21.kromozomdan bir çift yerine 3 adet olması sebebiyle bu bireyler 46+1 kromozom sayısına sahiptirler. Belli bir motor seviyeye geçiş yaşının gecikmesiyle ince-kaba motor problemleri belirgindir. Bu bireylerde normal motor gelişim geriliğine yönelik fizyoterapi uygulamaları yapılmaktadır.

 

Spina Bifida: Spinal kordun (omurilik) kapanma defektidir. Beyni ve omuriliği oluşturan nöral plaka düzgün kapanamaz ve hidrosefali, mental yetersizlik, alt ekstremite deformiteleri, mesane ve gaita problemleri gibi bozukluklar görülmektedir. Fizyoterapideki amacımız; uygun yardımcı cihaz-ortez seçiminin yapılması, çeşitli tekniklerle günlük yaşama adaptasyonun sağlanması ve maksimum bağımsızlığa ulaşmaktırmaktır.

 

Yaygın Gelişimsel Bozukluk ve Otizm: Bireylerde sosyal etkileşimde bozulma, dil gelişimi-iletişimde bozulma, sınırlı ilgi alanı ve davranış bozukluklarıyla karakterize nörogelişimsel bir bozukluktur. Erken tanı ve erken tedavi bireyin olumlu yönde gelişmesini ve topluma uyum sağlamasını kolaylaştırır. Fizyoterapide çocuğun rahat olduğu ve dikkatini dağıtacak objelerin olmadığı mekanlarda statik ve sessiz uygulamalar tercih edilir.

 

Pediatrik Rehabilitasyonun Kullanıldığı Diğer Durumlar

-Yüksek Riskli Yenidoğan

-Skolyoz -Hipotoni

-Friedreich Ataksisi

-Poliomyelit, Post Polio Sendromu

-Spinal Kord Yaralanmaları

-Pediatrik Yutma Bozuklukları

-Pediatrik Amputeler

-Hidrosefali

-MMR ve RETT Sendromu

-Ortopedik Problemler

SPOR VE HAREKET EĞİTİMİ
SPOR VE HAREKET EĞİTİMİ

Her çocuk doğumdan sonraki büyüme ve gelişme dönemi içinde, fiziksel, zihinsel, dil, motor, sosyal ve duygusal gelişim sürecinde bazı becerileri kazanabilmesi ya da geliştirebilmesi için yetişkin desteğine ihtiyaç duymaktadır.

Detaylar

Hareket eğitimi ve spor dersi;  özel gereksinimi olan çocukların, mümkün olan en erken dönemde, gereksinimlerine uygun eğitim ortamlarında, uygun yöntemler ve araç-gereçler kullanılarak desteklenmesi var olan kapasitelerini en üst seviyede kullanabilmeleri açısından önem taşımaktadır. Biz bu ders ile bireyin belli hareketleri öğrenmesinden çok bireyin stresten uzaklaşması ve ruhsal dengesinin sağlanmasını amaçlıyoruz.

 

Çocuk için büyük önem taşıyan bu gelişim süreci içerisinde dikkatlice planlanmış bedensel etkinlikler veya spor programları başarıyı yaşayabilecekleri fırsatları oluşturabilmektedir. Özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklarda planlanacak hareket eğitimi aktiviteleri psikomotor, duyuşsal ve bilişsel alanlarda gelişimi sağlayacak nitelikte olmalıdır. Çünkü bu alanlardaki etkin gelişim ile belirtilen uzun vadeli hedefler gerçekleştirmiş olacaktır. Psikomotor alan, çocuğun sosyal ve duygusal gelişimi üzerinde önemli rol oynayan motor becerilerin kazanılmasında önemli bir değer taşımaktadır. Böylece çocuğun günlük yaşamında ve spor etkinliklerinde ince, kaba motor becerileri kolaylıkla yapılabilmesine olanak sağlar.

 

Hareket eğitimi ve Spor Dersi ile Neyi Amaçlamaktayız?

-Çocuğun vücudunu tanımasına ve potansiyelini keşfetmesine,

-Dikkat toplama, uyumlu olma, işbirliği içerisinde hareket etmesine,

-Özgüven oluşturmasına, yeni yetenekler keşfetmesine,

- Fiziksel ve motor uygunluk düzeylerinin gelişmesine,

- Beden yapısının temel bileşenlerinin gelişimini sağlanmasına,

- Koordinasyon kazanılmasına,

- Kas dayanıklılığı ve kas kuvvetin oluşturulmasına,

- Bedenin denge ve esneklik gibi özelliklerinin kazandırılmasına,

- Algısal motor yeteneklerin gelişimini amaçlamaktadır.

 

Hareket Eğitimi ve Spor Derslerimizde Neler Yapıyoruz?

Her çocuk birbirinden farklı ve özeldir. Biz, hareket eğitimi ve spor derslerinde çocukların bu bireysel farklılıklarını, kişilik özelliklerini ve çocuğun ihtiyaçlarını göz önüne alarak her çocuk için bireysel ve özel bir program hazırlamaktayız. Hazırladığımız programın genel içeriğinde ise; diğer gelişim alanları ile doğru orantıda ve hayatilik ilkesini göz önüne alarak, hedeflediğimiz becerileri çocukların günlük yaşama transfer etmesine, iletişim becerisini geliştirmesine, iş birliğine dayalı etkinlikler ile sosyalleşmesine, başarıyı tatma duygusunu kazanmasına, vücudunu tanımasına, karışık ve kompleks davranışları öğrenmesine, motor becerilerini geliştirmesine ve amaçlı hareketlerin sürekliliğine dair çeşitli etkinlikler gerçekleştiriyoruz.

GELİŞİMSEL DEĞERLENDİRME
GELİŞİMSEL DEĞERLENDİRME

Gelişim: bebeğin anne rahmine düşmesinden, ölüme kadar tüm yaşamsal dönemleri kapsayan değişim örüntüsüdür. Gelişim çoğu zaman büyümeyi fakat yaşlanma ve ölümle birlikte de gerilemeleri içermektedir.

Detaylar

Gelişim yaşam boyu sürmektedir, çok boyutlu, çok yönlü ve esnektir. Gelişimde özellikle ilk 6 yılda hızlı bir değişim söz konusu olmaktadır. Bu süreçte kazanımını beklediğimiz beceriler için aralıklar almaktayız.

 

Örneğin bir çocuğun kendi kendine kolayca yürüme becerisini kazanabilmesi 11. ayın sonundan 14. ayın hemen başına kadar “normal” olarak belirlenmiştir. Bu bize gelişimin esnekliğini göstermektedir. Bu sürenin dışında yürüme becerisini kazanabilen çocuklar içinse değerlendirme ve takip gerekmektedir. Gelişimsel süreçler kaybın geri kazanılmasını içerebilmektedir. Bazı durumlarda gelişimde gerilik tespit edildiğinde bu kayıpların geri kazanılabilmesi gerekli desteklemeler ile mümkün olabilmektedir. Yürüme örneğinde de olduğu gibi gelişim süreçleri birçok farklı bilim dalının birlikte çalışmasını gerektirmektedir. Yürüme problemi yaşayan bir bebeğin çocuğun bu gerilemeye sebep olabilecek tüm bilim dallarında değerlendirilmesi gerekmektedir.

 

Gelişim aynı zamanda biyolojik, kültürel ve bireysel faktörlerin birlikte bir sonucudur. Örneğin genetik olarak bir çocuğun boy uzunluğu yine bir norm aralığında olarak çocuk dünyaya gelmektedir. Boyunun 1.50 ile 1.55 aralığında olması genetik olarak aktarılmış bir çocuğun bu aralığın neresinde olacağı hem kültürel olarak çevresine, beslenmesine, spor alışkanlıklarına hem de bireysel olarak kendi çabasına göre değişmektedir.

 

Bu şekilde çok yönlü ilerleyen gelişimsel süreçlerin değerlendirmesini yapmak da uzun bir değerlendirme sürecini gerektirebilmektedir. Bazen yaşanan aksaklıklar hızlı ve kolay müdahale edilebilir olabileceği gibi bazı durumlarda ise yavaş ve uzun süreli desteklemelere başvurmak gerekebilmektedir.

 

Gelişimsel değerlendirme, izleme ve destekleme yöntemleri ile çocuk ve ailesini bir bütün olarak değerlendirilmesine fırsat sağlayan, aile ile iş birliğini geliştiren, sorunlar fark edildiğinde ise bunları önleme, azaltma, tedavi etme ya da doğru ve etkili yönlendirebilme yöntemlerinin bütün özelliklerini içeren yöntemlerdir.

 

Erken ve belirli aralıklarla gerçekleştirilen gelişimsel değerlendirmenin amacı, ortaya çıkacak gecikmelerin en erken dönemde belirlenmesi, bu konuda gereken tedavi planlarının ve aile eğitimlerinin yapılması ve süreçte bireyin yeni gereksinimlerini en erken dönemde belirlenerek gereken önlemlerin alınması, çocuk ve ailenin yaşam kalitesinin artırılması olarak ifade edilmektedir.

 

Kurumumuzda özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin gelişimlerinin izlenebilmesi için düzenli olarak gelişimsel değerlendirmeler yapılarak öğrencilerin durumları takip edilmektedir. Bireylerin gelişimlerine göre aylık, üç aylık veya altı aylık periyotlar halinde değerlendirmeler yapılarak öğrencilerin performansları ve eğitim programlarındaki ilerleme sağlanan ya da ilerlemenin yavaş olduğu amaçlar konusunda aile ve diğer paydaşlar ile istişarelerde bulunulmaktadır.

KREŞ VE OKUL GÖRÜŞMELERİ
KREŞ VE OKUL GÖRÜŞMELERİ

Özel eğitimin temel ilkelerinden olan; özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin eğitsel performansları doğrultusunda amaç, içerik ve öğretim süreçlerinde uyarlamalar yapılarak diğer bireylerle birlikte eğitim görmelerine öncelik verilmesi ilkesi ve özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin her tür ve kademedeki eğitimlerini sürdürebilmeleri için kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapılması ilkesinden yola çıkarak öğrencilerimizin kaynaştırma eğitimlerini ve akranları ile birlikte oldukları zamanları desteklemekteyiz.

Detaylar

Kurumumuza devam eden öğrencilerimize verdiğimiz özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti ile öğrencilerimizin devam ettiği devlet okullarında aldıkları eğitimlerin aynı ortak hedefler üzerinde buluşturmak, akıcı bir bütünlük, tutum ve yaklaşım oluşturmak ve eğitim kalitesini yükseltmek için öğrencilerimizin devam ettikleri devlet okullarına düzenli ziyaretler yapılmaktadır. Öğrencilerimizin sınıf öğretmenleri ve okulun rehber öğretmeni ile çocuğun gelişimi konusunda bilgi alışverişinde bulunulmaktadır.

 

Öğrencimizin devlet okulundaki öğretmeni tarafından talep gelmesi halinde sınıf içerisinde gözlemler yapılmaktadır. Özel eğitim desteğine ihtiyaç duyan tüm paydaşlar ile ortak hareket etmek adına tüm düzenlemeler yapılmaktadır.

İLETİŞİM FORMU

Tüm soru, görüş ve önerileriniz için aşağıdaki
form aracılığı ile bize ulaşabilirsiniz.

İsim Soyisim
Telefon
E-Posta Adresi
Mesajınız

İLETİŞİM

ADRES

Çamlıca Mh. İlke Sk. No:74
Tepebaşı / ESKİŞEHİR

TELEFON

0 (222) 243 0 243

GSM

0 (552) 743 0 243

BİZE ULAŞIN

Sosyal medya kanallarımızdan bize ulaşabilir,
yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.